| Antalya, binlerce yıl öncesi
çeşitli uygarlıkların doğup geliştiği önemli bir bölgedir. Yöreye dağılmış
1007e yakın antik kent insanoğlunun görkemli geçmişin günümüze yansıtır. İlk
uygarlıklar, Lidyalılar, Persler, Helenistik dönem, Roma ve Bizans egemenlikleri,
müslüman Arap etkisi, Selçuklular, Osmanlılar ve müslüman Türk’lerin
bıraktıkları uygarlık izleri… Tüm bu geçmiş, Antalya’nın çok zengin bir
kültürel yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Antalya’da
yaşam biçimini büyük ölçüde Türkler ve Türkmenler belirlemişlerdir. Bu yaşam
biçiminde Türk geleneğinde olduğu gibi ailenin reisi babadır. Özellikle köylerde
her türlü aile işinin yapıcısı ve son karar vericisi durumundadır. Köylerde
aileler 3,4 kimi zaman da daha çok çocuk sahibidirler. Özsellikle göçer denilen
yörüklerin yaşam biçimi ilginçtir. İnanışları, beslenmeleri, yaşayışları, el
sanatları, kısaca gelenek ve görenekleri ile bölgede özgün bir yaşam biçimi
geliştirmişlerdir.
Kırsal kesimin yaşam biçiminde de kitle iletişim
araçlarının yaygınlaşması sonucu yavaş yavaş değişiklikler olmuştur. Ancak kent
ve ilçe merkezlerinde turizm olgusunun süratle yaygınlaşması sonunda da halkın
yaşam ve kültüründe hızlı bir değişiklik görülmüştür. Yabancı dil ve meslek
eğitimi veren kuruluşlar artmış, moda yakından izlenmeye başlanmıştır. Kent
merkezinde düğünler genellikle salonlarda son moda danslar ve kokteyl partilerle
yapılırken kırsal kesimde ve yörükler arasında eski gelenekler sürdürülmektedir.
Bir örnek;
Köy düğününde geçilen aşamalar:
Kız isteme, nişan okulama (düğüne davet), bayrak
dikme (düğünün başladığını ve düğün evin gösteren işaret), un ve tuz iletme
(yemeklik malzeme, halı, kilim, yatak, yorgan gibi eşyalarla canlı hayvanlardan
birkaçının oğlan evi tarafından kız evine gönderilmesi), çeyiz serme (kız
tarafının gelin kız için hazırlamış olduğu eşyaları bir odada sergilemek), kına
gecesi (gelinin kız arkadaşlarının son bir kez bir araya gelerek eğlenmeleri ve
gelinin eline ayağına kına yakmaları), gelin hamamı (erkek tarafının kiraladığı
hamama, gelinin arkadaşları ve akrabaları tarafından götürülmesi), eşya alma
(gelinin eşyalarının oğlan evi tarafından törenle götürülmesi), gelin alma ve
düğününü sona ermesi… |
|
Antalya’da el sanatları
içinde en yaygın olanı, kentin kuzeyinde bulunan Döşemaltı bölgesinde dokunan
ünlü, Döşemealtı halılarıdır. İnce bir zevkle dokunan bu el emegi halıların
tamamı yündür. Bitki ve bitki kökleri ile boyanan yün ipler kullanılır.
Döşemealtı halılarında genellikle lacivert ve kırmızı renkler egemendir.
Bordürlerindeki deve ve deve ayağı motifleri ilginç olup bu tür halılara özgüdür.
Bunun dışında Akseki ilçesinin Bademli Köyünde tahta kaşaklar yapılmaktadır.
Çeşitli motiflerle süslenen bu kaşıklar Anadolu’nun diğer kentlerine
gönderilmektedir. Alanya’da ise süs kabakları üzerine değişik figürler ve
desenler çizilmekte ve hediyelik olarak ilgi ile satın alınmaktadırlar. Antalya’da ulusal ve geleneksel giysiler genel olarak kalmamış
gibidir. Ancak ulusal günler ve bayramlarda törenlerde giyilmek için saklanan cepkenli,
işlemeli, yelekli, trablus kuşaklı, işlemeli poturlu zeybek giysileri vardır. Başta
ipek oyalı yazma, çitari ve yollu basmalardan yapılmış giysileri ile kadınlar
düğünlerde giyer. Bu arada Alanya ve çevresinde erkekler, şalvar denen siyah renkli
bol kesimli tipik pantolonları halen giymektedirler.
Türk mutfağı Antalya’da oldukça ileri bir
düzeydedir. Geleneksel Türk yemeklerinin yanı sıra uluslar arası mutfaklardan
örnekler veren restaurantlar vardır. Bunlardan bazıları gastronomi dalında birçok
uluslar arası ödül almıştır.
Çok sayıda dönercinin bulunduğu yerlilerin
“dönerciler içi”, yabancıların “yemek sokağı” gibi isimler verdikleri kentin
merkezindeki küçük bir sokak özellikle akşam üzerleri ilginç bir görünüm alır.
Bu sokakta sadece döner yenir. Burada, sokağın içine yerleştirilmiş basit masalar,
sandalyeler, devamlı dolup boşalan döner tabakları bir de masaların üzerine konmuş
bir adet kımızı gül veya karanfil görürsünüz. Her şey basit, pratik, lezzetli ve
ucuzdur.
|